logo

reklam
28 Şubat 2013

Ekonomi Danışmanı Prof. Dr. Osman Altuğ ANSİAD'a konuk oldu

Ekonomi DanışmanıProf. Dr. Osman Altuğ; “Türkiye Ekonomisi’nde Beklenenler ve Gerçekleşenler” konulu sunumuna “Bilimde doğruluk vardır. Dansözlük yoktur. Bu yüzden ben bir bilim adamıyım ve sizlere dansözlük yapmadan doğruları anlatacağım” diye başladı.

Ekonomist, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi, 54. Hükümetin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın Başdanışmanı Prof. Dr. Osman Altuğ, Türkiye’de enflasyonun belirlenmesinde kullanılan sepetin bir gülmece olduğunu öne sürerek, “Türkiye’de yaşanan kavram kargaşası içinde aklımızı yitiriyor, deliriyoruz” dedi. Türkiye’nin iç ve dış borcunun 600 milyar dolara ulaştığını söyleyen Altuğ, “Devlet yabancı banka sisteminden yüzde 22 ile borç alıp, bankalara yüzde 5,75’le borç veriyor. Bu nasıl bir iş?” diye sordu ve “Türkiye servet üretebilen bir değer olmaktan çıkmıştır. Servet bir ganimete dönüşmüştür. Maalesef Türkiye’de devlet oy hesabı ile sayısal çoklukları nedeniyle borçlulara sahip çıkıyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’ın 2013 yılı 4. Olağan toplantısı, Pirelli Başbayii Altay Ticaretin sahibi İlker Altay tarafından firma tanıtımı ile başladı. Oturum başkanlığını ANSİAD Sanayi Sektörü Başkanı Nuri Büyükselçuk’un yaptığı toplantıda başkan Büyükselçuk Prof. Dr. Osman Altuğ’un renkli kişiliğini özetlerken, “Osman bey eski futbolcudur. Hala kayak sporu ile ilgilenir. Türkiye’de ilk toplu sözleşmeye işveren adına imza atan kişidir. ‘Kayıt Dışı Ekonomi’ sözcüğünün isim babasıdır. Milli Görüş’ün temsilcisi Erbakan Hoca’nın Başbakanlığı döneminde Ekonomi Başdanışmanıdır” dedi.

“Kavramlar ilginçtir. Ama doğru ve yerinde kullanmak lazım. O yüzden Türkiye tam bir kavram kargaşası içinde. Bütçemiz açık, gelirler giderleri karşılamıyor. Bunun adı aslında zarar. Zarar etmek kulağa hoş gelmediği için daha yumuşağını,  bütçe açığı lafını kullanıyoruz.  Türkiye’de bir de açık deyince, hanımların dekoltesi akla geliyor, bunu bütçede de kullanarak yumuşatıyoruz” diye konuştu.

“Toplumsal yaşamda kıvırmaya yer yoktur. İşletmemizde bu yıl zarar ettik. Bunu nasıl karşılayacağız? sorusuna kıvırmadan yanıt bulmak zorundayız. Zararı kurtarmak için üretimi artıracaksınız, maliyeti düşüreceksiniz, sermayeyi koruyacaksınız. Türkiye’de devletin durumu da aynı. Dış Ticaret açığı ne demek? Defterin iki yanı var. Yaptığınız ihracat gelir, ithalatınız gider. Gideriniz gelirinizden 100 milyar dolar fazla. O zaman siz 100 milyar zarardasınız. Önce bu açığı yani zararı kabul edeceksiniz. Mevcut durumu muhafaza ederek bu zararı nasıl kapatacaksınız, bunun çarelerini arayacaksınız.  Ama siz bu durumu sürdürülebilir hale getirip, yani zararı her yıl katlıyorsanız, o zaman ne yapıyorsunuz, bu açığı borçla kapatıyorsunuz. İşte Türkiye bu kavram kargaşası içinde yaşayıp gidiyor. Akılımızı kaybediyoruz, deliriyoruz”.

ekonomi danısmanıEskiden enflasyon canavarımız vardı

“Eskiden enflasyon vardı. Şimdi canavarın hakkından geldik. Nedir enflasyon? Üretimle tüketim arasındaki fark. Bu fark yüzde 18 ise. Enflasyonunuz yüzde 18’dir. Ve yüzde 18 zarar etmişsiniz demektir. Aslında karşınızda bir canavar yok, zarar var. Bunlar kendilerini canavar yaratarak Donkişot zannediyorlar.”

“Enflasyonu nasıl hesaplıyorsunuz?” diye soran Prof. Dr. Osman Altuğ, yanıtı da kendisi vererek, “Bu soruya cevap verirken yine bir dansözlükle karşı karşıya kalıyorsunuz. Maliyet nasıl hesap edilir? Maliyet eşittir fiyat, çarpı miktar. Bizde miktar dikkate alınmıyor. Ülkemizde enflasyon hesabı tahminlere dayalı, sadece fiyata göre hesaplanıyor.”

“Enflasyon sepeti bir gülmecedir”

Enflasyon belirlenirken ölçü olarak kullanılan enflasyon sepetindekilere bakıldığında tam bir gülmece ile karşılaşıldığını dile getiren Prof. Dr. Osman Altuğ, “Enflasyon sepetinde elektrik, kira, elma, armut, hıyar bile var. Ama Türkiye kaç milyon kilo hıyar tüketiyor belli değil. Yani miktar dikkate alınmıyor. Kaç bayan kaşlarını aldırıyor miktar yok. Alış belli değil, gelir belli değil, gider ona keza, envanter yok. Özel sektörün de envanteri yok. Böyle olunca vergi Devlete ‘al bu da senin payın’ denen sakal gibi..” dedi.

Büyüme ile ilgili kavram kargaşasından söz eden Prof. Dr. Osman Altuğ, “Büyüyorsunuz, ama nasıl büyüdüğünüze bakan yok. Büyümeye bakarken gözünüzün birini aldırmanız lazım. Bir hesaplamada aktif ve pasif varsa, sağ gözünüzü kapatıp borçlarınızı görmeyeceksiniz. Yoksa münafıksınız. Oysa geliriniz yüzde 20 büyürken, borcunuz yüzde 350 büyüyor. Türkiye hiç borcunu ödemez, hep gelecek nesillere bırakır. ‘Birileri yiyor, bizim torun, tosun ödesin’ diye. Kazanıyorsak hep beraber, götürüyorsak hep beraber götürelim. Hem götürmeye ortak etmeyeceksin, hem de oyunu isteyeceksin, bu durum adil değil” şeklinde konuştu.

Türkiye’de insanların tüketime yöneltildiğini, bunun sonucu olarak ortaya çıkan borçlulara sayısal çoklukları nedeniyle devletin sahip çıktığını öne süren Altuğ, şöyle devam etti: “Türkiye servet üretebilen bir değer olmaktan çıkmıştır. Servet bir ganimete dönüşmüştür. Daha çok götür, daha çok tüket diyerek tüketici kredileri ve banka kredi kartları ile gelecek için borçlanıyorsunuz. Son 10 yılda kredi kartlarına kaç kez af çıktı bir bakın. Çeklere af çıktı, kimin cebinden alacağını tahsil edemeyen sizlerin cebinden. Sizin alacağınızın takipçisi kim, yine sizsiniz. Devlet-i Ali çıkıyor, borçlu çok diye onun yanında yer alıyor. Çünkü onların oyunu alıyor.  Ardından bunun adına da demokrasi zaferi diyorlar. Bu zafer değil, Türkiye’yi kucağa oturttuğunuz bir film gibi bu.”

Merkez Bankasının her gün yeni bir banka kurtardığını öne süren Altuğ, bu konuda da şunları dile getirdi: “10 bin dolarlık otomobilli biz 20 bin dolara alıyoruz. Türk halkı bunu hak ediyor mu? Türkiye’de 20 milyon otomobil var. 3 milyon da vergi ödeyen. Bunun da 1 milyon 250’si deftere tabi. Bankalar şu anda oto kredilerini ödeyemeyenlerin elinden aldıkları araçlarını muhafaza edecek yer bulamıyor.Şu anda çok iyi işlediği öne sürülen bankacılık sisteminde devlet her gün bir başka bankayı kurtarıyor. Merkez Bankası yüzde 5.75’den bankalara borç veriyor, onlar da bunu yüzde 12’den satıyor. Böyle şey olur mu? Bir Devlet kendi parasına sahip çıkmazsa vatandaşına nasıl sahip çıkar?

Altuğ,”Ben bağımsız bir bilim adamıyım. Ülkemin içinde bulunduğu durumu anlatıyorum. 600 Milyar dolar iç ve dış borcunuz var. Yabancı banka sisteminden Yüzde 22 ile borç alıyorsunuz, yüzde 5,75’le kredi olarak bankalara veriyorsunuz. Nasıl bir iş bu” dedi.

 Hem müslüman, hem ekonominiz kayıt dışı olmaz

“İslam’da her şey kayıt altındadır. Ama bizim ekonomimiz kayıt dışı. Hem müslümanım, hem kayıt dışıyım. Yemezler. Para kimde varsa siyasetin finansmanı ondadır. O yüzden bunun adı demokrasi değil, Parakrasidir. Biz ne yapıyoruz, dünyanın neresindeyiz diye kendimize sormamız lazım. Üretemeyen bir toplum olduk. Tüketen insanlar olduk. İşsize helalinden bulamıyoruz. Komünist, kapitalist, hatta faşist olabilirsiniz. Bunlar siyasi tercihlerdir. Ama helalinden bir iş bulamazsanız kavga başlar. İki Almanya birleşti, 5 milyon işsiz ortaya çıktı. Bana sordular Bunların dörtte birine işyeri açmanız lazım dedim. Ekonominin kayıtlı olması lazım dedim. Almanya’ya Nataşa gitmiyor, bavul ticareti yok. Çünkü ekonomi kayıt ve disiplin altında. Bizim bunu halletmemiz lazım. Türkiye bu şablonu uygulamak zorunda. Daha az vergi, daha az bürokrasi ile ekonomi kayıt altına alınabilir. O yüzden Türkiye’nin yeniden yapılanması lazım. Türkiye’de kişiler konuşur, ama sistem konuşulmaz. Artık Türkiye’yi Futbol-Din ve Eğlence ile yönetemezsiniz. Beşikten mezara kadar herkes gelir vergisi mükellefi olacak. Bu konuda siyasi bir irade var mı? Yok. Korkuyorlar. Bir toplum doğmadan vergi veriyorsa hesap da sorar. Sizler işadamısınız. Hasta olmaz, masraf yapmazsınız, çünkü bu sistem sizin harcamalarınızı kabul etmez. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alacağız lafı safsata. Yok öyle bir şey. Çok kazanandan da az kazananda da az vergi alacağız. Vergide adalet sağlanacak.”

Prof. Dr. Osman Altuğ, konuşmasının son bölümünde Türkiye’nin sahipsiz bir ülke olduğunu belirterek, “Apartman yönetim toplantısına daha katılmayan, paylaşmayan, sorunlardan kaçan bir ülkenin insanlarıyız. Evine, mahallesine kentine sahip çıkmayan insanların yaşadığı bir ülkeyiz. Terörist canını kiraya vermiş. Ona helalinden iş bulamayan siyasiler bu işi bıraksın” diye noktaladı.

Soru ve cevapların ardından Prof. Dr. Osman Altuğ’a ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ile toplantı Başkanı Nuri Büyükselçuk tarafından bir plaket verildi. Ali Eroğlu, geceye katılan üyelere teşekkür etti.

Share
311 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.